Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Yardımcısı – Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış Politika Meseleleri Dairesi Başkanı Sayın Hikmet Hacıyev’in Türk medyasına verdiği geniş kapsamlı röportajda vurguladığı çok önemli sözler hızla küresel medyada yer aldı. Geniş soru-cevap bölümünde, özellikle Azerbaycan’ın iki savaş arasında kaldığını ve gergin bir güvenlik politikası yürüttüğünü şu sözlerle dile getirdi: “Jeopolitik açıdan bölgemizde durum çok zordur. Bakü’nün 200 km güneyinde İran, ABD ve İsrail arasında savaş devam ediyor. 200 km kuzeyde ise Rusya-Ukrayna savaşı devam ediyor.” “… bizim kardeşlerimiz sınırın, Aras Nehri’nin öte tarafında yaşıyor. Birincisi, topraklarımızın özgürlüğü ve egemenliği bizim için temel ilkelerdir. İkincisi, Azerbaycan hiçbir zaman kendi topraklarından komşu bir ülkeye müdahaleye izin vermez. Üçüncüsü, orada bizim vefa borcumuz var. Sınırın öte tarafında yaşayanlar, dediğim gibi… bizim kardeşlerimizdir.”
Sayın Hacıyev’in sıraladığı sözlerin anlamında yalnızca coğrafi sınırlar değil, aynı zamanda diplomatik ifadeyle Güney Kafkasya ve Ortadoğu’nun jeopolitik gerçekliği içerisinde Kuzey-Güney ve Türkiye faktörü dikkat çekmektedir.
Milyonlarca Azerbaycan Türkünün yaşadığı Güney Azerbaycan coğrafyasına açılan kapıya işaret ederek, bölgede meydana gelen her siyasi, güvenlik ve insani gelişmenin Azerbaycan için millî güvenlik meselesi olduğunu vurgulamaktadır. Onun sözlerinde Azerbaycan ve Türkiye arasında var olan “Bir millet-iki devlet!” stratejisi, bölgenin barışı ve huzurlu yaşamı için en önemli faktör olarak öne çıkmaktadır. Bu işbirliğinin özü, her iki devletin kendi millî çıkarlarını korumasının yanı sıra, yakın sınırlarda Türk varlığının da korunması için bir güç faktörü olarak ortaya çıkmaktadır.
“Türkiye’nin olmadığı masada Azerbaycan var, Azerbaycan’ın olmadığı masada ise Türkiye var.” Sayın Hikmet Hacıyev’in dile getirdiği bu anlamlı ifadenin arkasında iki bağımsız devletin stratejik işbirliği iradesi de açıkça kendisini göstermektedir.
Doğal olarak, Güney Azerbaycan’ın jeopolitik konumu da tam olarak bu stratejik çerçeve içerisinde düşünülmelidir. Bölgede yaşayan milyonlarca Azerbaycan Türkünün hakları, güvenliği ve yaşam hakkı elbette ki bu stratejinin tam merkezinde yer almalı, Güney Kafkasya ve Ortadoğu’da uzun süreli bir barış ortamında yaşamın ve karşılıklı saygıya dayalı işbirliğinin güvencesi olarak görülmelidir.
Bu nedenle, Sayın Hikmet Hacıyev tarafından “iki sınır” meselesinin vurgulanması jeopolitik bir bakış açısıyla takip edilmeli, görülmeli ve incelenmelidir.
Güney Azerbaycan Kurtuluş Partisi
2026/8/8


